reklam

reklam

2. Solunum Durması Belirtileri

Solunum durması belirtileri şunlardır:

■   Soluk alma-verme sesinin alınamaması ya da gürültülü solunum

alınması,

■   Hava yolunun parsiyel (tam olmayan) tıkanıklıklarında horlama, gargara sesi, hırıltılı ve ötme şeklinde anormal solunum sesleri,

■   Göğüs hareketlerinin durması,

■   Burun ve ağızdan hava giriş ve çıkışının hissedilememesi,

■   Oksijensizlik sonucunda dudaklardan başlayıp yüze yayılan

siyanoz,

■   Bir dakika kadar sonra gelişen midriazis (göz bebeklerinin genişlemesi) ve gözün reflekslerini kaybetmesi,

■   Konvülsiyon (kasların istem dışı kasılması),

■   Bilinç kaybı,

■   Kalp durması.

Solunum Durmasında İlk Yardım

a. ABC Kontrol Edilerek Sürekliliğinin Sağlanması

ABC diye adlandırılan ilk yardımın öncelikli hedefleri; A (Airway) : Soluk yolunun açıklığının saptanması ve sürekliliğinin sağlanması,

B (Breathing) : Solunumun varlığının ve sürekliliğinin sağlanması, C (Circulation): Dolaşımın (nabzın varlığının) saptanması ve sürekliliğinin sağlanmasıdır.

İlk olarak solunum durduğunda, kalp bir süre daha çalışır. Solunumun durduğu fakat kalp fonksiyonlarının sürdüğü dönemde yakalanan hastalara, yapay


solunum (solunum resüsitasyonu) uygulanarak kardiyak arrest önlenebilir. Bu nedenle öncelikle soluk yolunun açılıp solunumun sağlanması gerekir.

I. A (Airway): Soluk Yolunun Açıklığının Saptanması ve Sürdürülmesi

Bilinçsiz ya da yerde yatan bir kişiye rastlandığında, çevrenin güvenli olduğu belirlendikten sonra öncelikle kişi omuzlarından hafifçe sarsılarak "İyi misiniz?" sorusu sorulmalıdır. Tepki yoksa acil yardım istenmelidir. Hastada, baş ve boyun travmasının varlığı araştırılmalıdır. Eğer baş ve boyun travması varsa ya da kuşku ediliyorsa zorunlu olmadıkça hasta hareket ettirilmemelidir. Baş ve boyun travmasına ait bulgular bulunamamışsa baş geriye, çene yukarıya manevrası yapılmalıdır. Ağız içi takma diş, kusmuk, kanama, yabancı cisim, yiyecek, gibi solunum tıkanıklığı nedenleri açısından kontrol edilerek temizlenmelidir. Yabancı cismin obstrüksiyonlara (tıkanıklık) neden olmaması için farenksin derinliklerine inmemek gerekir. Tıkanıklığa neden olan etkenler, eldiven ya da parmağa sarılmış mendil ile uzaklaştırılarak soluk yolu açılır.

Bilinçsiz hastalarda, kas tonusunun azalması nedeniyle kökü alt çeneye bağlı bir kas olan dil, geriye doğru kayarak farenksi tıkayabilir. Baş geriye yatırıldığında, çene yukarı kalkar ve ona bağlı olan dil de yükselir ve soluk yolu açılır. Hastanın durumuna göre başa pozisyon iki şekilde verilebilir.

■     Baş-Çene Pozisyonu (Baş Geriye, Çene Yukarıya Manevrası)

Bir el ile hastanın alnından, geriye doğru güçlü ve sabit bir ba­sınç uygulanır. Diğer elin parmakları, çenenin alt kısmının ortasına yer­leştirilerek çene yukarı ve ileri doğru itilir.

Böylece soluk yolunun açıl­ması sağlanır. Hava yolu tıkanık­lığına neden olabileceğinden, çene­nin altındaki yumuşak dokuya sertçe bastırılmamalıdır. Bu pozisyon, ser- vikal vertebralarda zedelenme ola- Resim 3.1 :Baş-çene pozisyonu

siliği yoksa öncelikle uygulanmalıdır.

■    Alt Çene Pozisyonu (Çeneye İtme Manevrası)


Başı geriye itmeden, yalnızca çeneyi itme manevrasıdır. Dirsekler, hastanın yattığı yüzeye değecek şekilde yerleştirilir. Baş parmak yanaktayken alt çene iki taraftan kavranarak öne-yukarı doğru kaldırılır. Hastanın dudakları kapanırsa yanaklar parmakla gerilebilir. Bu pozisyon, baş geriye bükülmeden ve
destekleyerek yapılmalıdır. Yüksekten düşme, suda yere çakılma ve trafik kazalarında ayrıca bilinçsiz hastalarda, boyun omurlarında zedelenme varsayılarak bu pozisyon uygulanır. Alt çene pozisyonunun, öğrenilmesi ve uygulaması zor ol­duğundan, sağlık personeli olmayanlar için önerilmemektedir.

II. B ( Breathing ) Solunumun Varlığının ve Sürekliliğinin Sağlanması

 

Hastanın pozisyonu, hava yolunu açma ve solunumu değerlendirmede engel oluşturuyorsa servikal vertebra hasarı düşünülerek baş-boyun ve gövde beraber hareket ettirilerek hava yolu açık kalacak şekilde, sırtüstü yatar pozisyona getirildikten sonra, hasta değerlendirilmelidir. Soluk yolunun açıklığı sağlandıktan sonra, solunum BAK-DİNLE-HİSSET yöntemiyle saptanır.

Bu soruların yanıtları olumsuzsa solunum yok demektir. Değerlendirmenin 10 saniyeyi geçmemesi gerekir. Bilinci kapalı hastalarda güçlükle soluma, ağır ya da çabalayarak soluma, sesli soluma gibi cılız soluma çabalarının olması durumunda temel yaşam desteğine (kalp akciğer canlandırması, kardiyopulmoner resüsitasyon) başlanmalıdır.

Bak-Dinle-Hisset Yönteminin Uygulanışı;

  İlk yardımcı elini, hastanın göğüs kafesi üzerine birkaç dakika koyarak göğüs hareketlerini sap­tayabilir.

  Elinin sırt kısmını ya da yanağını, hastanın burun ve ağzına doğru tutarak soluk verişini his­sedebilir.

■Ağza ve burna ayna ya da cam tutarak buharlaşmayı göz­lemleyebilir.

  İlk yardımcı kulağını, has­tanın ağız ve burnunun 3-4 cm

üzerine yaklaştırarak dikkatle dinler. Bu işlemi yapan ilk yardımcının başı, hastanın göğüs ve karnını görecek şekilde hastaya dönük olmalıdır. Hava hissedilir, her nefeste göğüs ve karnın hareket ettiği görülürse solunum geri dönmüş demektir.

     Hastanın solunumu varsa koma pozisyonu verilir.

     Hastanın solunumu hızlı ve yüzeysel ise egzersiz, ateşli hastalıklar, şok ya da zehirlenme düşünülmelidir. Solunumu derin, zorlanarak ve kesik kesik ise solunum yolu kısmen tıkalı ya da akciğer sorunu olabilir. Kişi konuşamıyor, öksüremiyor ve refleks olarak iki eliyle boğazını tutuyorsa soluk yolunun yabancı cisimle tıkanmış olabileceği düşünülmelidir.

 

 

Şekil 3.1: Yapay solunum uygulaması

Solunumun olmaması ya da yetersiz solunumun olması, hızlı bir şekilde kurtarıcı soluk verilmesini gerektirir. Yetişkinlerde önce akciğerleri şişirecek düzeyde yaklaşık 1 saniyenin üzerinde süren iki kurtarıcı soluk verilir. Bu esnada göğüs kafesinin yükselmesi izlenir. Eğer ilk soluk verişte göğüs kafesi yükselmiyorsa başa tekrar pozisyon verilerek soluk verme tekrarlanır. Verilecek soluk miktarı göğüs kafesini yükseltecek kadar olmalıdır. Göğüs kafesi yine yükselmezse üçüncü kez soluk verilmez. Yabancı cisim tıkanması varsayılarak yabancı cisim çıkarılması yöntemine geçilir. Ağız içi tekrar temizlenir. Baş ve çene pozisyonu değerlendirilir.

Başarılı olunamıyorsa dolaşım belirtilerinin değerlendirilmesine geçilmelidir. Karotisten nabız alınıyorsa yapay solunuma devam edilir. Dolaşım dakikada bir kontrol edilir. Eğer dolaşım belirtileri yoksa dıştan kalp basısına (göğüs basısı, toraks kompresyonu, kalp masajı) başlanır.

reklam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile